Elinizde şu an bir bilgisayar, telefon veya tablet varsa, bunun var olma sebebi büyük ölçüde 70 yıldan uzun süre önce yaşamış bir İngiliz matematikçidir. İsmi: Alan Turing. Hem İkinci Dünya Savaşı'nı kazandıran adam, hem modern bilgisayarın babası, hem de yapay zekanın ilk hayalcisi. Ama hayatı trajik bir şekilde son buldu. Bugün, onun hikayesini anlatacağız.
Alan Mathison Turing, 23 Haziran 1912'de Londra'da doğdu. Çocukluğu sıradan değildi. Küçük yaşlarında bile sayılara, şifrelere ve matema tik problemlere olan tutkusu barizdi. Ailesi onu geleneksel bir İngiliz okul sistemine yolladı ama Turing, standart eğitim müfredatına hiç uymayan bir çocuktu. Sınıfta derse katılmak yerine kendi kafasında matematik problemleri çözmeyi tercih ederdi. Öğretmenleri onu "tembel" olarak nitelerken, gerçekte Turing farklı bir seviyede düşünüyordu.
Cambridge Üniversitesi'nde matematik okudu ve burada teorik bilgisayar biliminin temellerini atmaya başladı. 1936 yılında, henüz 24 yaşındayken "On Computable Numbers" başlıklı devrim niteliğinde bir makale yayınladı. Bu makalede Turing, "Turing Makinesi" diye bilinen teorik bir cihaz tanımladı. Bu makine, bugünkü bilgisayarların mantıksal atası. O dönemde henüz elektronik bilgisayar yoktu ama Turing, teorik olarak herhangi bir hesaplanabilir problemi çözebilecek bir makine tasarladı. Bu fikir, modern bilgisayar biliminin temel taşıdır.
Turing'in fikri basitti ama devrimseldi: bir makine, yeterince basit adımlar dizisine ayrılmış herhangi bir problemi çözebilir. Bugün yazdığınız her program, çalıştırdığınız her uygulama, Turing'in 1936'da kafasında canlandırdığı bu teorik makinenin günümüz versiyonu. Turing, bilgisayarlar henüz fiziksel olarak var olmadan önce onların ne yapabileceğini ve nasıl çalışabileceğini anlamıştı.
Enigma ve Savaş: Bir Deh anın Gizli Görevi
1939'da İkinci Dünya Savaşı patladığında, İngiltere ciddi bir sorunla karşı karşıyaydı. Nazilerin kullandığı Enigma şifreleme makinesi, neredeyse kırılmaz gibiydi. Her gün milyonlarca olası kombinasyonla değişen şifreleri çözmek imkansız görünüyordu. Almanlar bu makineyle tüm askeri haberleşmesini yapıyordu ve İngilizler körmüş gibi savaşıyordu. İşte bu noktada Alan Turing, Bletchley Park'a—İngiltere'nin gizli kod kırma merkezine—çağrıldı.
Turing, burada bir ekiple çalışarak "Bombe" adında bir elektro-mekanik cihaz geliştirdi. Bu cihaz, Enigma şifrelerini kırmak için tasarlanmıştı. Matematiksel dehası sayesinde Turing, Enigma'nın zayıf noktalarını keşfetti ve şifreleri çözmenin sistematik bir yolunu buldu. Bu başarı, savaşın seyrini değiştirdi. Tarihçilerin büyük çoğunluğu, Turing'in çalışmalarının savaşı en az iki yıl kısalttığını ve milyonlarca hayat kurtardığını söyler.
Ama Turing'in yaptığı iş o kadar gizliydi ki, ölümünden onlarca yıl sonrasına kadar bu başarı dünyaya açıklanmadı. Savaş sonrasında bile Turing, yaptıklarından bahsedemedi. İnsanlık tarihinin en büyük kahramanlarından biri, sessizce yaşamaya devam etti.
Turing Testi ve Yapay Zeka Hayali
Savaştan sonra Turing, zihnini başka bir probleme çevirdi: makineler düşünebilir mi? 1950 yılında "Computing Machinery and Intelligence" başlıklı makalesinde, ünlü Turing Testini önerdi. Bu test, bir makinenin zekasını ölçmek için hala kullanılan bir yöntem. Test şöyle çalışıyor: bir insan, bir bilgisayar ve başka bir insanla metin tabanlı sohbet ediyor. Eğer insan, bilgisayarla konuştuğunu fark edemezse, o bilgisayar "zeki" sayılır.
Bu basit gibi görünen fikir, yapay zeka alanının temel taşlarından biri. Bugün ChatGPT, Claude ve diğer AI modelleri test edilirken hala Turing'in fikirlerine atıfta bulunuluyor. O dönemde "makine ne zaman düşünür?" sorusunu soran Turing, 70 yıl sonra yapay zekanın patlamasını öngörmüştü.
Turing, "Bir gün makineler insanlarla ayırt edilemez şekilde konuşacak" dedi. Etrafındakiler buna güldü. Ama bugün ChatGPT'yle sohbet ederken Turing'in haklı olduğunu anlıyoruz. O, sadece bilgisayarların babası değil, aynı zamanda yapay zekanın da ilk hayalcisi.
Trajedinin Başlangıcı
Alan Turing'in hayatı, trajik bir dönemeçle değişti. 1952 yılında, o dönemde İngiltere'de suç sayılan eşcinsel bir ilişki nedeniyle tutuklandı. Turing, bir hırsızlık olayını polise bildirirken, aynı zamanda özel hayatıyla ilgili bilgiler de verdi. Polis, bu bilgileri kullanarak Turing'i "ahlaksız davranış" suçuyla mahkeme ye çıkardı.
Turing'e iki seçenek sunuldu: hapis ya da kimyasal kastrasyon. Turing, çalışmalarına devam edebilmek için kastrasyon seçti. Bu tedavi, hormonlarını bozdu, fiziksel ve zihinsel sağlığını olumsuz etkiledi. Dünyanın en parlak zihinlerinden biri, devletinden böyle bir muameleyle karşılaştı. İnsanlığı kurtaran adam, kendi ülkesi tarafından suçlu ilan edildi.
7 Haziran 1954'te, sadece 41 yaşındayken Alan Turing evinde ölü bulundu. Yatağının yanında siyanür zehrli bir elma vardı. Resmi rapor intihar dedi ama bazılar kaza olabileceğini savundu. Ne olduğu tam olarak bilinmiyor ama sonuç aynı: dünyanın gördüğü en büyük dehaların biri, hayatının baharında kaybedildi.
Turing'in Mirası ve Günümüze Etkileri
Alan Turing'in ölümünden uzun yıllar sonra, dünya onun büyüklüğünü anlamaya başladı. 2009'da, dönemin İngiltere Başbakanı Gordon Brown, Turing'in maru z kaldığı muamele için resmi bir özür diledi. 2013'te ise Kraliçe Elizabeth, Turing'i af etti—ölümünden 59 yıl sonra. 2021'de yeni 50 Sterlinlik banknotlarda Turing'in portresi basıldı. Artık İngiltere'nin en saygın figürlerinden biri.
Ama Turing'in asıl anıtı, teknolojide. Bilgisayar biliminde her yıl verilen en prestijli ödül "Turing Ödülü" olarak bilin ir—bilgisayar dünyasının Nobel'i. Yapay zeka modelleri hala "Turing Testi" ile değerlendiriliyor. Bugün kullandığımız her algoritma, her programlama dili, her bilgisayar, Turing'in teorik çalışmalarının bir devamı.
ChatGPT gibi dil modelleri, Google'ın arama algoritmaları, Netflix'in öneri sistemi, sosyal medya akışları—hepsi Turing'in 1936'da kafasında canlandırdığı "hesaplanabilir fonksiyonlar" fikrine dayanıyor. Turing'siz bugünkü dijital çağ olamazdı.
Neden Alan Turing'i Hatırlamalıyız?
Turing'in hikayesi sadece bir dahi hikayesi değil. Aynı zamanda toplumun önyargılarının nasıl yıkıcı olabileceğinin de hikayesi. Dünyayı kurtaran bir adam, cinsel yönelimiyle ilgili önyargılar yüzünden ezildi, yok sayıldı ve sonunda hayatını kaybetti. Bu, insanlığın utanç verici bir lekesi.
Ama Turing'in mirası, önyargılardan daha güçlü çıktı. Bugün her bilgisayara dokunduğunuzda, her AI ile konuştuğunuzda, Turing'in zekasının bir parçasına dokunuyorsunuz. O, sadece bilim tarihinin değil, insanlık tarihinin de en önemli isimlerinden biri.
Alan Turing'in hayatı bize şunu öğretiyor: Deha, zaman tanımaz, sınır tanımaz ve kesinlikle önyargı tanımaz. Bugün elimizdeki teknoloji, bir zamanlar dışlanan ve yok sayılan bir dehaya borçlu. Belki de gelecekte insanlık, Turing gibi daha fazla dehayı kaybetmeyecek kadar olgunlaşır. 🚀